Yılmaz Karaca’nın 50 yılı aşan gazetecilik mücadelesi Lise yıllarında babasının gazetesinde başlayan bir yolculuk, Eskişehir’den Türkiye’nin dört bir yanına, oradan Avrupa’ya uzanan yarım asrı aşkın bir basın hikâyesi…

Türkiye’de yerel basının tarihini yalnızca yayımlanan gazeteler, atılan manşetler veya kurulan medya kuruluşları üzerinden okumak eksik kalır. Bu tarihin önemli bir bölümünü, Anadolu’nun farklı şehirlerinde gazeteciliği ayakta tutmaya çalışan ve mesleki örgütlenme için yıllarını veren gazeteciler oluşturur. Bu isimlerden biri de Yılmaz Karaca. 1953 yılında Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde dünyaya gelen Karaca’nın gazetecilik serüveni, henüz lise yıllarında başladı. Aradan yarım asrı aşkın bir zaman geçti.
Bu uzun yolculukta muhabirlik, gazete yöneticiliği, yayıncılık, gazeteciler cemiyeti başkanlığı ve Türkiye çapında mesleki örgütlenme sorumlulukları birbirini takip etti. Karaca’nın hikâyesi bu nedenle yalnızca bir gazetecinin biyografisi değil; aynı zamanda Türkiye’de özellikle yerel ve Anadolu basınının geçirdiği dönüşümün tanıklığıdır.

Gazeteciliğin ilk okulu: Milli İrade Yılmaz Karaca için gazetecilik, aileden gelen bir mirasla başladı. Babası Ethem Karaca’nın 1968 yılında kurduğu Milli İrade Gazetesi, genç Yılmaz Karaca’nın basın dünyasıyla ilk ciddi temasını kurduğu yer oldu. Henüz lise öğrencisiyken gazetenin içinde çalışmaya başladı. Matbaanın sesi, haber yetiştirme telaşı, yerel gündemin takibi ve bir gazetenin ertesi sabah okuyucusuyla buluşması için verilen mücadele,onun gazetecilik anlayışının şekillenmesinde önemli rol oynadı. Gazeteciliğin bugünkü teknolojik imkânlardan çok uzak olduğu bir dönemdi.
İnternet yoktu.
Sosyal medya yoktu.
Akıllı telefonlar yoktu.
Yerel gazeteci çoğu zaman hem haberin peşinden koşuyor, hem yazıyor, hem baskıyla ilgileniyor hem de gazetenin ekonomik olarak ayakta kalması için mücadele ediyordu. Karaca’nın mesleki kimliği işte böyle bir gazetecilik kültürü içerisinde oluştu.

Gazetecilikten mesleki örgütlenmeye Karaca için zamanla yalnızca gazete çıkarmak yeterli değildi. Gazetecilerin ortak sorunlarının çözümü için örgütlü mücadele gerektiğine inanıyordu.
1981 yılında Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’na seçilmesi, onun mesleki örgütlenmedeki uzun yolculuğunun başlangıç noktalarından biri oldu.
1986 yılından itibaren Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevini üstlendi. Bu görev, ilerleyen yıllarda Türkiye genelindeki gazetecilik örgütleriyle daha yoğun ilişkiler kurmasının da önünü açtı.
Çünkü Anadolu basınının sorunları yalnızca Eskişehir’e özgü değildi. Ekonomik sıkıntılar, ilan gelirlerinin dağılımı, gazetecilerin sosyal hakları, mesleki standartlar, basın özgürlüğü, yerel gazetelerin sürdürülebilirliği ve daha sonra dijitalleşmenin yarattığı dönüşüm Türkiye’nin hemen her şehrindeki gazetecilerin ortak gündemiydi. Karaca’nın mücadelesinin önemli bir bölümü bu sorunların ortak platformlarda dile getirilmesine ayrıldı..jpeg)
Milli İrade’den Anadolu Gazetesi’ne Karaca, babasından devraldığı gazetecilik mirasını uzun yıllar sürdürdü. Milli İrade Gazetesi’ni 2000 yılına kadar yönetti.
Ancak onun yayıncılık serüveni burada sona ermedi. 2004 yılında Eskişehir’de Anadolu Gazetesi’ni kurdu.
.jpeg)
Böylece gazeteciliğin yalnızca meslek örgütlenmesi tarafında değil, doğrudan yayıncılık alanında da faaliyetlerini sürdürdü.
Bu süreç aynı zamanda Türk basınının çok hızlı değiştiği yıllara denk geldi.
Gazeteler bilgisayar teknolojisine geçti, internet haberciliği yükseldi, sosyal medya ortaya çıktı ve haberin üretim-tüketim biçimi köklü şekilde değişti.
Yılmaz Karaca’nın meslek hayatı bu açıdan bakıldığında,kurşun harflerden dijital gazeteciliğe uzanan büyük dönüşümün canlı tanıklarından biridir.
.jpeg)
Türkiye Gazeteciler Federasyonu ile Anadolu’nun sesi
Yılmaz Karaca’nın kariyerindeki en önemli alanlardan biri Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) bünyesindeki çalışmaları oldu.
Federasyonun kuruluş ve gelişim süreçlerinde yer alan Karaca, 1997’den itibaren TGF yönetiminde çeşitli görevler üstlendi ve ilerleyen dönemde 2021’de Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanlığına seçildi..jpeg)
TGF çatısı altında Türkiye’nin farklı illerinde ve ilçelerinde faaliyet gösteren gazeteciler cemiyetleri ve meslek kuruluşlarıyla güçlü bir iletişim ağı oluşturuldu. Karaca da bu süreçte Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen toplantı, konferans, çalıştay ve mesleki buluşmalara katıldı..jpeg)
Bazen büyükşehirlerde, bazen Anadolu’nun küçük bir ilçesinde… Ancak gündem çoğu zaman aynıydı:
Gazetecilik nasıl ayakta kalacak? Yerel basının ekonomik bağımsızlığı nasıl korunacak? Gazetecilerin çalışma koşulları nasıl iyileştirilecek? Basın özgürlüğü nasıl güvence altına alınacak?
.jpeg)
Ve dijitalleşen dünyada geleneksel gazetecilik kendisini nasıl yeniden tanımlayacak? Karaca’nın yarım asrı aşan meslek hayatında bu sorular sürekli olarak merkezde kaldı..jpeg)
Gazeteciliğin dışında da aktif bir yaşam Yılmaz Karaca’nın toplumsal faaliyetleri yalnızca gazetecilikle sınırlı kalmadı. Geçmişte belediye meclis üyeliği yaptı. Eskişehir Sanayici ve İşadamları Derneği yönetiminde görev aldı. Ticaret Odası Meclisi’nde ve çeşitli vakıf ile sivil toplum kuruluşlarında sorumluluk üstlendi.
Gazetecilik ve basın alanında faaliyet gösteren çeşitli meslek kuruluşlarının oluşum süreçlerine katkıda bulundu. Böylece medya, yerel yönetim, ekonomi ve sivil toplum alanlarında uzun yıllara yayılan geniş bir tecrübe edindi.
Eskişehir’den Brüksel’e uzanan basın köprüsü
Karaca’nın mesleki faaliyetleri zaman içerisinde Türkiye sınırlarının dışına da taşındı. Özellikle Avrupa’da yaşayan Türk gazeteciler ve Türkçe yayın yapan medya kuruluşlarıyla ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla çeşitli temaslarda bulundu. Bu temasların önemli merkezlerinden biri Brüksel oldu. Avrupa’nın siyasi başkenti kabul edilen Brüksel’de gerçekleştirilen toplantı ve konferanslarda Türkiye’deki basının durumu, gazetecilerin çalışma koşulları, siyaset-medya ilişkileri ve basın özgürlüğü gibi konular ele alındı.
Karaca, “Basın Özgürlüğü ve Türkiye’de Siyaset” gibi başlıklar altında düzenlenen konferanslarda görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.
Avrupa’daki bağımsız basın kuruluşlarıyla gerçekleştirilen temaslar da Türkiye ile Avrupa’daki Türkçe medya arasında mesleki bir iletişim kanalı oluşturulmasına katkı sağladı.
Kadir Duran ile Avrupa’daki çalışmalar
Yılmaz Karaca’nın Avrupa’daki basın temaslarında birlikte çalıştığı isimlerden biri de Kadir Duran oldu..jpeg)

Belçika’da Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun temsil faaliyetlerini yürüten; aynı zamanda Avrupa Bağımsız Basın Birliği Başkanı A.B.B.B , TGF Yönetim Kurulu Üyesi ve uluslararası ilişkiler alanında sorumluluk üstlenen Kadir Duran ile Karaca, Türkiye ile Avrupa’daki gazeteciler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çeşitli faaliyetlerde bir araya geldi.
İki gazetecinin aynı karede buluşması da aslında iki farklı gazetecilik coğrafyasının kesişmesini simgeliyor: Bir tarafta Anadolu’dan başlayarak Türkiye çapında mesleki örgütlenmeye uzanan uzun bir gazetecilik tecrübesi…
.jpeg)
Diğer tarafta Avrupa’nın merkezinde, Brüksel’de faaliyet gösteren Türkçe ve bağımsız medya dünyası. Bu temasların ortak noktası ise gazeteciler arasında sınırları aşan mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi oldu..jpeg)
Yarım asırda gazetecilik değişti, mücadele değişmedi Yılmaz Karaca gazeteciliğe başladığında haber daktiloyla yazılıyor, gazeteler matbaalarda basılıyor ve okuyucu haberi çoğunlukla ertesi sabah öğreniyordu.
bugün ise bir haber dünyanın diğer ucuna birkaç saniye içerisinde ulaşabiliyor. Gazetecilik teknolojik açıdan belki tarihinin en büyük dönüşümünü yaşadı. Ancak bazı sorunlar değişmedi.
Basın özgürlüğü… Gazetecinin ekonomik bağımsızlığı… Mesleki etik…
Yerel basının yaşama mücadelesi… Gazetecilerin sosyal ve ekonomik hakları… Ve kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkı. Yılmaz Karaca’nın 50 yılı aşan meslek hayatına bakıldığında, onun gazeteciliğinin önemli bir bölümünün tam da bu başlıklar etrafında
Bir meslekten daha fazlası Bazı insanlar için gazetecilik bir iştir. Bazıları için ise bir yaşam biçimine dönüşür.
Yılmaz Karaca’nın lise yıllarında babasının gazetesinde başlayan ve yarım asrı aşan yolculuğu, ikinci tanıma daha yakın görünüyor.
.jpeg)
Yerel bir gazetenin koridorlarından Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’ne, oradan Türkiye Gazeteciler Federasyonu’na ve Avrupa’daki basın kuruluşlarıyla kurulan ilişkilere uzanan uzun bir yol… Bugün Yılmaz Karaca, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak mesleki
faaliyetlerini sürdürüyor.
Arkasında ise yarım asrı aşan gazetecilik, yayıncılık ve mesleki örgütlenme tecrübesi bulunuyor. Ve belki de onun hikâyesini en iyi özetleyen gerçek şu: Gazeteler değişti, teknoloji değişti, haberin hızı değişti. Ancak gazetecinin doğruyu arama,kamuoyunu bilgilendirme ve mesleğine sahip çıkma sorumluluğu değişmedi. Yılmaz Karaca’nın 50 yılı aşan gazetecilik mücadelesi de bu anlayışın Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan hikâyelerinden biridir.
Yılmaz Karaca, özel yaşamında iki erkek çocuk babasıdır..jpeg)

TGF’DEN KIRIKKALE’YE ZİYARET
TGF Genel başkanı Karaca’dan Çorum belediye başkanı Halil İbrahim Aşgın’a kutlama
TGF GENEL BAŞKANI YILMAZ KARACA TOKAT’TA: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE MESLEĞİN GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI.
TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca ve ekibi de katıldı; Sivas Gazeteciler Cemiyeti yeni hizmet binası törenle açıldı.
TGF, Sivas’ta 24 Temmuz Basın Bayramı buluşmasına katıldı